Çeviri  Nedir? 

Her dil ayrı bir alem'dir. Bu alemlerde gezinip matbu dilden hedef dile bir eseri taşımakta çevirmenin asli görevidir. Bu görev çevirmene büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Aynı zamanda çevirmenin eline büyük bir güç de vermektedir. 

Tercüme faaliyet itibariyle yazılı bir kaynaktan yeni bir dile bir eseri görünür ve görünmeyen anlamlarıyla dönüştürme değil, aynı anlama gelecek şekilde yansıtma işlemidir. "Tercüme" ifadesi tam da dediğimize karşılık gelirken, çeviri kelime kelime bir dönüştürme işlemini ifade etmektedir.

Tercüme anlamın yeni bir metne yansıtılması faaliyetiyse, tercümanın başta gelen görevi çevirdiği metni herhangi bir yanlış yansımaya mahal vermeyecek şekilde anlamak ve yansıtmak olmalıdır. Bu yapılmazsa kaynak metin hedef dile lafız itibariyle çevirilmiş olur ama tercüme edilmemiş olur. 

Bu sorumluluğu yerine getirmenin bilinen iki tür yöntemi vardır: Biri serbest veya yaklaşık çeviri, ikincisi harfi ya da lafzi çeviri.  Birinci yöntem anlamı yeni dile taşımayı, ikincisi hedef kitleyi anlamın kaynağına taşımaya çalışır. Bu yöntemler zaman zaman birbirine tercih edilebilir. Kimi zaman lafzi çeviri önemli olmaktadır, kimi zamanda manaya ehemmiyyet veren tercüme tercih edilmelidir. 

Bizim çeviri yöntemimiz iki yöntemin denge içinde tutulmasıdır. Tek bir kelimeyi bile karşılıksız bırakmamaya ve metinde olmayan bir kelimeyi metindenmiş gibi göstermemeye azami itina göstermek zorundayız. Bu bir yazarın titizlikle hazırlanmış eserine ve verilen emeğe olan saygı gereğidir. İkinci olarak yeni dilde eseri okuyacak olanlara saygı da, çeviri ve tercümenin oldukça emek harcanması gereken bir iş olduğunu göstermektedir.  Vahiy kelimesi  İngilizce "wahy" olarak da geçmektedir. Biz lafzi tercümeyi seçmemekte ve "revelation" ya da "divine revelation" tabirlerini kullanmamaktayız. Vahiy kelimesinin en iyi ifade edecek kelimenin "wahy" olduğuna inanmaktayız. 

Çeviribilimin tüm imkanlarını kullanarak çeviriyi olabilecek en muazzam bir seviyeye çıkarmak zorundayız. Çeviri kültürel kapsam düşünülmeden anlamsızlaşmaktadır. Mesela, küçük kızım İstanbul'da restoranda "Saç Kavurma"yı menü'de görünce masadakilere "Aaa, Burda saç yiyorlarmış!" diye söylenmesi dilin bir kelimesini nasıl dar anlam içinde degerlendirdiğini göstermektedir. Bu anekdot bize bir eserin başka bir dile çevrilmesi sürecinde yaşanabilecek faciaları da haber vermektedir.

Çeviride eşdeğerlilik, bir tercümeyi olgun ve kaliteli kılan unsurdur. Türkçe'de yer etmiş terimler eğer anlam kayması yaşamamış ise çevirmeyip olduğu gibi bırakmaktayız. Nadir kullanılan kelimelere nadir karşılıklar vermekteyiz.  


Natural Language Processing (NLP) yöntemi kullanılarak yapılan bilgisayarlı çeviriler bizim için tercih edilen yöntemlerden değildir. 

Konferans bildirileriniz, master, doktora tezleriniz ve her türlü akademik yayın çevirilir, edit ve revize edilir.

Bazı örnekleri aşağıda bulabilirsiniz: 

Örnekler
Genel İngilizce Çeviri Örneği: Ekonomi

Türkçe 
Gelişmekte olan ülkenin toplam geliri ile kişi başına gelirinin büyüme süreci ve bu arada ülke ekonomisinin yapısal gelişmesi "ekonomik gelişme" olarak nitelendirilir. Bu konudaki temel ölçüler, sanayi sektörünün tarımsal kesime göre daha büyük olması; kırdan kente hızlı insan göçünün yaşanması; ihracatta, tarım ve madencilik ürünlerinin nispi önem yitirmesi ve sanayi ürünlerinin ön plana çıkması; ithalatın bileşiminde ana ağırlık noktasını yatırım mallarının oluşturması; yatırım kaynaklarının yaratılmasında dış fonların giderek düşmesidir. Ekonomik gelişmede temel amaç, genel yaşam düzeyinin yükselmesidir. Ancak bu konuda kullanılan nicel ölçülerin yanında ülke düzeyinde bazı niteliksel dönüşümlerin gerçekleştirilmiş olması da göz önüne alınmaktadır. 

English:
The growth process of the gross national economic income along with per-capita income of a developing country and the structural development of a national economy is characterized as economic development. The fundamental measures in this matter are: the industry sector is greater than agriculture, there is accelerating human migration from rural areas to the city areas; in exports, agricultural and mining products lose their importance in proportion and industrial products come into prominence; in import composition, the main weight point becomes investment goods; the foreign funds lose their prominence in the creation of the investment sources. The fundamental goal of economic development is the increase in the quality of life in general. However, it needs to be taken into account that some countrywide qualitative transformations should be realized along with the qualitative measures used in this matter.   

Genel İngilizce Çeviri Örneği: Modern Sanat

Türkçe 
Modern sanatın temel amacı geleneksek sanat anlayışını yıkmaktır. Bu yüzden sanat için değerlendirme kriterleri yoktur, olmamalıdır. Estetik değerler önemsenmemiştir. Algınızda canlanan şey, bu sanatçılar için yeterlidir. Bu akımla ortadan kalkan estetik kriterlerin yerine yeni kurallar da getirilmeye çalışılmamıştır. Edvard Munch'ın 'Çığlık' adlı tablosu bu akımı anlamamız için önemli bir örnektir. Munch bu tablodaki çığlık olgusuyla bir şeylerin ters olduğunu vurgulamak istemiştir.

English
The fundamental goal of modern art is to decimate the traditional understanding of art. For this reason, there are no evaluation criteria for art and there should not be any. Aesthetic values are not considered important. The thing that enlivens in your perception is enough for these artists. With this trend, they tried to bring in new rules in place of the aesthetic criteria that became nonexistent. Edward Munch’s painting named “The Scream” is an important example in order to understand this trend. Munch wanted to emphasize with this concept of the scream that something is going wrong.